Dış Politika

Dış Politika

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDE YENİ KRİZ: F35

Türkiye ile ABD birbirlerine sürekli “müttefik ülkeyiz, NATO müttefiki iki önemli ülkeyiz” gibi cümleler söyleyerek ittifak eden iki ülke olduklarını hem kendilerine hem de herkese ‘hatırlatırlar’ belki de.

Fakat bu iki ülke aralarında hemen her zaman problemli ilişkiler olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bu problemli durum 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, 4 Temmuz 2003 Çuval Krizi, son dönemde yaşanan Suriye sınırına silah transferi Feytullahçı Terör Örgütü ve bağlantılı olarak Papaz Brunson’un tutuklanması gibi bir dizi olaylarla da kimi zamanlarda ilişkilerin ciddi seviyelere çıktığı gözlemlenmiştir

Son zamanlarda ABD ile ilişkiler tekrar ciddi bir biçimde gerilmiştir. Son gündem olan F35 uçaklarının teslimi konusunda ABD ile vuku bulan sorun dikkati çekmektedir. Bu konuya giriş yapmadan kısaca JSF/F-35 Programı hakkında bir bilgi vermemiz yerinde olacaktır.

Programda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç, Danimarka ve Türkiye olmak üzere 9 ülke yer almaktadır. Program kapsamında tek pilot ve tek motorlu, beşinci nesil, hava-yer taarruz, keşif, taktik, savunma gibi çok maksatlı, görevleri düşük görünürlük özelliğiyle gerçekleştirebilen bir avcı / savaş uçağı olan JSF/F-35 Müşterek Taarruz Uçağı üretilmektedir. Türkiye de projeye uçağın önemli parçalarını yaparak destek olmaktadır.[1]

Projede müdahil olan Türkiye halihazırda 116 adet F-35 uçağı siparişi vermiş durumda. İlk 4’ünün ABD’de eğitim için kalacağı uçakların 5 ve 6.sının 30 Kasım 2019’da Türkiye’ye gelmesi planlanmaktaydı. Projeye Türkiye’nin de ortak olmasına rağmen Amerika tarafından artarak devam eden ve son dönemde zirveye ulaşan, uçakların teslim edilmemesi yönünde tartışmalar olmakta. Bunun en önemli sebebi olarak da Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak hava savunması için Rusya’dan S400 Hava Savunma Sistemi alma kararı olduğu belirtilmekte ve Amerikalı üst düzey yöneticiler tarafından S400’lerin alınması eleştirilmektedir.[2]

Türkiye, S400 alımını ulusal güvenlik açısından elzem görmektedir. Türkiye’nin halihazırda alçak irtifa ve düşük menzil hava savunma sitemleri bulunmakla birlikte bunların yeterli olmadığı görüşü hakim durumdadır. Türkiye’nin sahip olmadığı ve bir an önce sahip olmasının ciddi derecede önemli olduğu düşünülen orta/yüksek irtifa ve orta/uzun menzil hava savunma sistemleri almak için uzun süredir girişimler bulunmakta idi. Rusya ile S400 konusunda anlaşmadan önce Amerika ve Çin gibi ülkelerle görüşmüş Amerika kabul etmemiş, Çin ise Türkiye’nin isteklerine uygun bir karşılık vermemiştir. Türkiye de bunların ardından Rusya ile S400 konusunda anlaşmıştır. 2020 yılında ilk teslimatı planlanan sistemlerin teslimatı öne çekilerek Mayıs 2019’da yapılması planlanıyor. ABD tarafında ise bunun NATO için üst düzey ulusal güvenlik tehdidi olduğu konusunda görüşler bulunmakta. Tabi bunun yanında Soğuk Savaş Dönemi’nde silah yarışında olan iki ‘eski’ düşmanın söz konusu olduğu; Soğuk Savaş sonrasında Putin’in liderliğinde özellikle Kırım’ın ilhakı ve Suriye krizine müdahalesi ile tekrar Amerika karşısında bir güç olmaya başlayan Rusya ile ciddi stratejik önemi bulunan bir konuda anlaşma yapıldığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye ise ‘sizden daha önce istedik lakin siz vermeye yanaşmadınız’ diyerek adeta ABD’nin bu duruma sebep olduğunu söylemektedir.

Bu konuda Pentagon’un yaklaşık 4 ay önce Kongre’ye sunduğu raporda S-400 füze savunma sisteminin Rusya’dan alınması durumunda F-35’lerin teslimatının yanı sıra F-16’ların ve Sikorsky helikopterlerinin de olumsuz etkilenebileceği zaten bildirmişti. Ancak eski Savunma Bakanı Mattis’in direktifleriyle hazırlanan o raporda ‘F-35’ler Türkiye’ye teslim edilmemeli’ gibi kesin bir tavsiye yer almamıştı. Kriz, son zamanlarda ciddi bir artış göstermiş durumda. Kongre, Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarından S-400’lerin Türkiye’ye gelmesi durumunda ABD’nin Türkiye’ye hangi yaptırımları uygulayacağına dair detaylı bir raporu Kasım 2019’a kadar sunmasını talep etti. Başkan Trump’ın imzaladığı kısaca CAATSA olarak bilinen yani "ABD'nin Düşmanlarıyla Yaptırımlarla Mücadele Etme Yasası" çerçevesinde hazırlanan torba kanunda yer alan madde ile Mart ayında teslimatı planlanan 2 adet F-35’in, 1 Kasım’a kadar teslim edilmeyeceği iddia edilmektedir.[3]

ABD, Türkiye’ye S400’leri almama konusunda dozu zamanla artan uyarılarda bulunurken, Türkiye de alınması hususunda geri adım atılmasının söz konusu olmayacağını söylemektedir. İlk parçalarının Mayıs ayında teslimi planlanan S400’lerin teslimine yaklaşırken ABD ile Türkiye arasında F-35’lerin teslimi konusunda çıkan sorunların giderek artacağının öngörülmesinin yanında ABD tarafından Türkiye’ye yeni yaptırımların yolda olduğu söyleniyor.[4] Türkiye yaptırımlar karşısında sarsılabilir fakat küresel bağlamda kuracağı yeni diplomatik temaslarla bu süreçten daha güçlü çıkması olanağını da hesaba katmak gereklidir. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerine, diplomatlarına, askerlerine, iş adamlarına ve tabi halkına büyük iş düşüyor. Sahip olunan enerjiyi doğru zamanda ve doğru yönde kullanmak gerektiğini düşünmekteyim. Çünkü F35’ler ikili ilişkilerde ilk kriz değil son kriz olmayacağı da aşikar. Belki de bu krizi yönetme konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce söylediği “Dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz” sözü en mantıklı seçenek olarak karşımızda durakta…